Karatay diyeti - Canan Karatay

Karatay Diyeti diyet için bilinen doğruları alt üst ediyor.


Yıllardan beri kilo verebilmek için uyguladığımız diyetler ve diyetlerin doğru zannettiğimiz yanlışları bir türlü kilo vermeyip, açlık çekerek stresli bir şekilde yaşamamıza neden oldular.

Karatay Diyeti'nden Şu yasak, bu yasak, kibrit kutusu kadar peynir, bir tane salatalık, bir dilim kepek ekmeği, şeklinde diyetlerden bıkanlara müjde.

Profesör Canan Efendigil
Karatay’ın Karatay Diyeti adlı kitabında birtakım diyet ve beslenme kabuslarına son veriliyor.

Karatay diyeti, sıkıntıya girmeden kolayca ve rahatlıkla uygulauabilevceğiniz bir beslenme ve yaşam biçimini siz sunmaktadır. Her gün semt pazarlarında bulunan yiyeceklerin sağlıklı bir şekilde hazırlanıp tüketilmelerinin planlanması için bir klavuz niteliğindedir.

Karatay Diyeti  Sağlıklı bir yaşam, yediden yetmişe, çocuk, genç,hamile, lohusa, hasta her bireyin hayat boyu kolaylıkla uygulayabileceği önerleri içermektedir.


Karatay Diyeti uygularken dikkat edilmesi gereken öncelikli ve önemli unsurlardan birisi de fiziksel aktivitenin giderek artırılmasıdır. Fizik aktivitenizi yaşam boyu sürecek şekilde sevdiklerimizle ve arkadaşlarımızla beraber yapmayı planlamalısınız.


Toplu halde yapılan yürüyüşler,dans ve yüzme partileri düzenlemek stres atmak ve sağlıklı kalmak için son derece yararlıdır. Fiziksel aktiviteler ancak devamlı ve düzenli bir şekilde yaşam şekliniz olursa yararlı olacaktır.


Fazla kilolar verildikten sonra fiziksel aktivite yapmaya devam edilmediğinde yüksek glisemik indeksli yiyeceklere saldırılır ve verilen kilolar hızlı bir şekilde geri alınır.


Karatay diyeti önerilerini kısaca özetleyelim:


* Sızma zeytinyağı ile hazırlanan bakla, kabak, kalye, kuru ve taze fasülye gibi her türlü sebze yemeği yenilebilir.


* Salata ve yemeklerde ısıl işlem görmemiş soğuk sıkım zeytinyağı kullanılabilir.

* Bir tabak kadar kuru veya taze sebze yemeği tüketilebilir.

* Salatalara ve yoğurda her türlü taze veya kuru nane,fesleğen, kekik, taze veya kuru maydanoz vb otlar ilave edilebilir.


* Yemekle birlikte makarna, prinç pilavı ve ekmek tüketilmeyecek.

* Ayçiçek ve mısırözü yağları yemek pişirmede ve kızartmalarda kesinlikle kullanılmayacak

- Ayçiçek ve mısırözü yağları ısıtıldığında trans yağlar oluşur.


- Ayçiçek ve mısırözü yağları yüksek ısıda doğal özelliklerini kaybedip trans yağlara dönüşüler. Trans yağlar,kan yağlarından trigisedleri yükselterek karaciğer yağlanmasını başlatır. Bu sebeple trans yağlar kalp, damar hastalıkları, felç ve her türlü kanser nedeni olan en zararlı yağlardır.


- Trans yağlar, hayvansal katı yağlardan daha tehlikelidir ve daha öncede bahsetmiş olduğumuz gibi her türlü dejeneratif hastalığın, alerji ve kanserin başlama sebebiidir.

- Trans yağlar, insülün direncini başlatan en tehlikeli kimyasal maddelerdir.
 İnsan vücudu doğal olmayan bu yağları tüketmeye programlanmamıştır.
 

* Margarin haline dönüştürülmüş olan sıvı yağlarda da  fazla miktarda trans yağ meydana gelmektedir. Bu nedenle margarin yağı kullanılmamalıdır.
 

* Vücudun yağlanmasını önlemek ve bozulmuş kan yağlarını normalleştirmek amacı ile mutlaka doğal geleneksel usul-tereyağı ve esansiyel sıvı yağlar tüketilmelidir. Doğal balık yağı omega-3 ve kolesterol, bütün hücre zarlarımızın temel yapı maddeleridir.

- Hücresel tıp, hücre zarlarının yapısını inceleyen bir bilim dalıdır. Çağımızda nano teknolojinin ilerlemesi sonucu, hücre zarlarının yapısını en ince ayrıntılarına kadar inceleyebilmeyi mümkün kılmıştır. Elde edilen ayrıntılı bilgiler sonucu hücre zarlarının doğal yapı taşı olan Omega-3 yağ miktarının azalması ve Omega-6 yağ miktarının fazla olması sonucu, hücrelerin normal olarak çalışamadığı; zayıflayarak her türlü hastalığa zemin hazırladığı bilimsel olarak gösterilmiştir.


- İleri yağlarda ortaya çıkan bütün dejeneratif hastalıkların nedeni olarak, hücre zarlarında  Omega-3 yağ miktarının azalması, buna oranlar Omega-6 ve trans yağ miktarının çok artmış olması gösterilmiştir. Taş devrinde yaşayan insan kalıntılarından alınan DNA örneklerinde dejeneratif hastalıkların bulunmadığı ve Omega-3/Omega-6 oranının 1/1 olduğu bildirilmiştir.
 

* 
Kan glikozuna hızla dönüşen, boş kalorili tatlı oldukları için  Bal, reçel ve pekmez tüketilmeyecek

* Tatlılara, Çaya ve kahveye hiçbir şekilde tatlandırıcı konulmayacak.


-Suni (yapay) tatlandırıcılar karaciğer ve iç yağlanmasına neden oluyor ve şeker hastalığını başlatıyor.

*  Her gün 2-2.5 litre taze limonlu doğal kaynak suyu tüketilmeli.

* Üstünde diyet yazan çikolata, bisküvi,  kurabiye, şeker vb yenilmeyecek.
 

* Hiçbir şekilde diyet ve gazlı içecekler tüketilmeyecek.
 

* Keten tohumu ve balık yağı (omega-3), kanı sulandırır, kan yağlarını düzenler  ve kilo almayı önler, kilo vermeyi kolaylaştırır, hipertansiyon ve depresyon gelişmesini önler.
 

* Keten tohumu azar azar yiyeceklere eklenebilir. Susam da keten tohumu kadar faydalıdır. Arzu edildiğinde onun yerine kullanılabilir.


-Keten tohumu, doğal olarak kabızlığın giderilmesi için faydalıdır. Fazla tüketildiğinde ishal yapabilir.
 

* Tüketilen yiyeceklerin doğal ve bütün olmasına dikkat edilmelidir.
 

* İşlenmiş olan yiyeceklerde gizli olarak damak tadını etkilemek amacı ile, tehlikeli ve kanser yapan , damar sertliğini başlatan zararlı trans yağlar ve bozuk şekerler bulunmaktadır.
 

* Yemeklerde tuz miktarı azaltılmalıdır. Rafine tuz yerine kristal kaya tuzu (cam veya ahşap değirmende öğütülerek) kullanılmalıdır. 

* Tahıllar, un ve nişastalı bütün gıdalar tüketildikten hemen sonra kan şekerine dönüşürler. Bu tür gıdalar, daha sonra karaciğer yağı ve iç organ yağı olarak depo edilirler. İnsülin ve leptin direncini başlatır ve giderek artırdığı için tüketilmemelidir. 

* Fazla miktarda meyve ve meyve suyu tüketildiğinde de, vücudumuzun kan şekerinde aşırı miktarda yükselme görülür. Enerji olarak kullanılmadıkları için kan yağlarına dönüşür ve yağ olarak birikirler. Selülit oluşmasına neden olurlar. Selülit, insülin ve leptin direncinin önemli bir belirtisidir. Bu sebeple meyveler, özellikle az miktarda tüketilmelidir.


- Araba lastiği şeklinde göbek yağlanması çok tehlikelidir. Göbek yağlanması, karaciğer yağlanmasının ve insülin-leptin direncinin önemli bir kanıtı ve belirtisidir. Göbeği olan herkesin önce karaciğeri yağlanır, daha sonra da göbek yağı artmaya başlar.


- Kalp, damar, böbrek gibi organların yağlanması da karaciğer yağlanması ile başlamaktadır. Kadınlarda selülit, kalça ve göbek yağlanması; erkeklerde göbek yağlanması ve memelerin büyümesi de saydığımız bu nedenlerdendir.


- Kan yağlarının bozulması, kan kolesterolün yükselmesi de karaciğer yağlanmasının kaçınılmaz bir sonucudur.


- Şişmanlık, Dünya Sağlık Örgütü tarafından en tehlikeli hastalıklardan biri olarak kabul edilmektedir. Dejeneratif dediğimiz, ileri yağlarda ortaya çıkan öldürücü hastalıkların sebebi kilo alma, yani vücudun yağ miktarının artmasıdır.


- Ancak unutmayalım ki şişmanlık ve şişmanlığın neden olduğu, ileri yaşlarda ortaya çıkan hastalıklar, genel kanının aksine önlenebilir hastalıklardır. Özellikle 30’lu yaşlarda farkında olmadan yavaş yavaş karaciğer yağlanması başlamaktadır. Bunun zamanında farkına varılarak karaciğer yağlanmasını önlemek mümkündür.  Bu şekilde 40-50 yaşlarda ortaya çıkacak olan bir çok sağlık sorunu yaşanmayacaktır. Bu hastalıklar genetik değildir ve önlenebilir.
 
* Beslenmenin önerildiği şekilde düzenlenmesinin dışında hergün 40-50 dakika sık adımlarla yürüyüş yapılmalı. Evde 10 dakika ip atlanabilir. 30 dakika sevilen bir müzik dinlenebilir. Bir arkadaş, kardeş veya eşiniz ile 10-20 dakika dans edebilirsiniz.
 

* Son olarak her gün 2-3 gr katkısız Omega-3 tüketilmelidir.


-Omega-3 yağ kapsüllerinin içinde kesinlikle Omega-6 yağı bulunmamalıdır.
 

Karatay diyeti detaylı bilgi için tıklayın